kısa threadler

Borderline-Düzensiz Kişilik

Jonathan Shedler

“Borderline” terimi psikiyatrik sınıflamanın nevrotik ve psikotiğin arasındaki farkı öncelikle gerçeklik testindeki sağlamlık veya bozuklukta temellendirdiği zamanlara kadar gider. Zaman geçtikçe, klinik yazarlar hastaları “sınırda” olarak betimlemeye başladılar, ne nevrotik ne de psikotik olarak. Tanısal yapı evrimleşti fakat “borderline” terimi devam etti. Tire ile yazılan “borderline-düzensiz” terimi, tanıdıklığı sürdürüyor ve duygusal düzensizliği kişilik sendromunun karakteri olarak vurguluyor.

Borderline-düzensiz kişilikteki insanlar “kararlı biçimde kararsız” olarak betimlenmişlerdir. Duygusal yaşamda, benlik-kavramında ve ilişkilerde kararsızlık örüntüsü vardır. Temel özellikler, duygulanım düzensizliği, kimlik yayılması, yansıtma, yansıtmalı özdeşim ve güvensiz bağlanmadır.

Borderline-düzensiz kişilikteki insanlar duygu düzenlemekte güçlük çekerler. Duyguları hızla ve öngörülemez bir şekilde değişebilir ve kontrolden çıkabilir, hüsranın, kaygının, uyarılmışlığın ve öfkenin uçlarına kadar giderler. Umut ışığına erişimlerini kaybettikleri derin depresyon dönemleri deneyimlerler. Sıklıkla öfke doludurlar, ilişkileri nefret ve öfke dolu patlamalarla yok etmeye eğilimlidirler. Zayıf impuls kontrolü devamlı bir problemdir ve bu fazla düşünülmeyen eylemlere ve kendine zarar veren davranışlara yol açar.

Bölme (splitting) kişinin kendisini ve ötekileri ya tümden iyi ya da tümden kötü olarak deneyimlemesine yol açan; algı, duygu ve deneyimleri iyi ve kötü olarak bölümlere ayırmaya atıf yapar. (Diyalektik davranışçı terapideki “Dikotomik düşünce” terimi de bu olguya atıf yapar.) Bölme, kişinin hangi “bölümü” deneyimlediğine göre kendisi ve ötekiler hakkında ekstrem, hayli salınımlı görüşlerle sonuçlanır. Sıkıntılı olduklarında borderline-düzensiz kişilikli insanlar; ötekileri karmaşık, üç boyutlu insanlar olarak görme kapasitesini kaybederler. Bunun yerine insanlar tek boyutlu kahramanlar, kurtarıcılar, kurbanlar, kötü adamlar ve istismarcılar haline gelirler.

Kişi belli insanları tümden iyi (“iyi nesneler”) ve ötekileri tümden kötü (“kötü nesneler”) olarak görebilir veya aynı kişiyi uç karşıtlıklarda salınımlı şekilde deneyimleyebilir. Bu kararsız ve kaotik ilişkilere yol açar. Örneğin, borderline-düzensiz kişilik klinisyeni hayal kırıklığına uğrayana kadar kurtarıcı olarak görebilir. Sonra klinisyeni “kötü insan” olarak görebilirler ve onları vurdumduymazlık ve yetkinsizlikle suçlayarak onlara saldırırlar. İdealizasyon ve değersizleştirme arasındaki bu kaymalar sıklıkla algılanan eleştiri veya reddedilme ile hızlanır.

Bölme aynı zamanda çelişkili ve bölümlere ayrılmış benliği deneyimlerine de atıf yapar. Kişi kendisini iyi bir insan veya özünde çürük, kötü bir insan olarak deneyimlemek arasında salınımda olabilir. Benlik-kavramı hangi çoklu, çelişkili benlik-temsillerinin deneyimlendiğine bağlıdır. Farklı benlik-temsilleri arasındaki kaymalar duygusal durumda da kaymalara yol açar ve kişiyi duygusal bir lunapark treninde tutar. Duygulanım düzensizliği ve bölme el ele gider.

Apayrı benlik-temsilleri ahenkli bir bütüne entegre edilmediği için borderline-düzensiz kişilikteki insanlar tutarlı, kararlı bir benlik algısını devam ettirmekte güçlük çekerler (kimlik yayılması). Tutumları, değerleri ve benlik-kavramları kararsız ve değişebilirdir. İlişkilerde, koşullarda ve duygusal durumda kaymalar olablir. Kişi farklı zamanlarda çarpıcı biçimde farklı davranabilir, bu sıklıkla klinisyenleri şok edecek derecede olur. İyi hissediyorlarsa, gamsız bir şekilde yakın zamanda özkıyıma yatkın olmalarından dolayı endişelenmezler. Depresiflerse, kendilerinde olumlu deneyim olarak değerlendirdikleri hiçbir şeyle bağlantı kuramazlar.

Yansıtmanın ilkel formları borderline-düzensiz kişiliğin öne çıkan özelliğidir. Bölme, benliğin ve ötekilerin inkarına dair temsiller ve bunlarla ilişkili duygular; kesinlik ve ikna olmuşlukla ötekilere yansıtılır. Yansıtmalar sıklıkla yoğun olumsuz duyguları içerir öfke, inat, öfke, kıskançlık ve iğrenme gibi. Kişi bu yansıtmaları algılar olarak değil gerçekler olarak düşünür. Bu ötekiler için kafa karıştırıcı ve sinir bozucu olabilir, klinisyenler de buna dahildir: Devamlı bir şekilde olmadıkları bir insanmış gibi görülmek ve böyle davranılmak.

Yansıtmalı özdeşim yansıtma savunmasını bir adım ileri taşır. Kendilerinde inkar ettikleri parçaları ötekilere yansıtmaya ek olarak, kişi ateşli bir şekilde yansıttığı duyguya neden olmaya ve bu duyguyu çağrıştırmaya da çalışır öyle ki öteki kişi bu yansıtmaya uygun şekilde hissetmeye ve eylemde bulunmaya başlar. Borderline-düzensiz hastalar buna yol açmakta ustadırlar fakat bunu bilinçli yapmazlar. Klinisyenler kendi düşüncelerini düşünmeme ve kendi duygularını hissetmeme deneyimini sanki zihinleri bir uzaylı tarafından ele geçirilmişlik olarak betimlerler. Yansıtmalı özdeşimin nüfuzu altındayken, klinisyenler kendilerini hastalarına karşı nefretle dolu veya onları kurtarmak için mesleki sınırları aşarken bulabilirler.

Yansıtmalı özdeşimde gerçekleşen, hastadan klinisyene transfer olan duygu ve düşünceler gizemli veya mistik değildir. Hastanın gözlenebilir davranışı klinisyeni atanan role çeker, iter, ikna eder ve zorlar buna rağmen klinisyen bunun gerçekleştiğinin farkında olmayabilir. Genelde, karşı aktarım önce gelir ve bunu anlamak olgudan sonra gelir.

İstismar öyküsü olan borderline-düzensiz hastalar istismarcı, kurban ve kurtarıcı rollerinin arasında gezen senaryoları sahnelemeye yatkındırlar. Yansıtma ve yansıtmalı özdeşim süreçleri aracılığıyla klinisyen ve hasta bu üç rolden herhangi birini oynayabilir. Yaygın bir senaryo hastanın kurban, klinisyenin kurtarıcı rolü oynamasıdır. Hastanın ihtiyaç ve talepleri arttıkça, klinisyenler kendilerini hasta tarafından soruşturulan ve kurban haline getirilen bir yere kadar zorlayabilirler (örneğin, gece yarısı telefon görüşmeleri, seansların uzatılmasına izin verme, ücret almama). Klinisyen sınırları yeniden belirlemeye çalışırken kontrolcü veya cezalandırıcı olabilir, böylece istismarcı rolüne geçer. İdeal olarak klinisyen ve hasta; hastanın rolleri yeni bir insanla yeniden oynaması yerine, ben ve öteki ile ilgili kayan deneyimlerini ve bu rol ilişkilerinin terapi ilişkisinde nasıl yeniden yaratıldığını inceleyebilirler.

Nihayet, borderline-düzensiz kişilik güvensiz veya dezorganize bağlanma stiline sahiptir ve reddedilmeye karşı aşırı duyarlıdır. Düşkün ve bağımlıdırlar, kolayca ve yoğun biçimde bağlanırlar, yine de reddedilme ve terk edilme beklentisi içindedirler. İlgilenilmeye çaresizce ihtiyaç duyarlar fakat “ilgilenilme” kavramı gerçek dışı seviyede erişilebilirlik ve kimsenin sunamayacağı duygusal uyumu (attunement) içerir. Öteki insan kaçınılmaz olarak yetersiz kaldığında, hastalar öfkelenir ve bunu dışa vurur. Bu dinamik, bir kitabın özlü başlığınca yakalanmıştır: “Senden nefret ediyorum – Beni terk etme.”

Borderline-düzensiz kişilik için birçok terapi modeli geliştirilmiştir ve bu kitabın farklı bölümerinde betimlenmiştir. Borderline-düzensiz hastalarla çalışmak hızlı, öfkeli, kaotik ve kafa karıştıcı olabilir. Bir süpervizör bu durumu “çamaşır kurutucuda çaresizce yuvarlanmaya” benzetmiştir. Tedavinin erken evrelerinde, klinisyenin rolü basitçe kafa karışıklığını kabul etmek ve tolere etmek, hasta ile etkileşimde kalmak ve tedavi çerçevesini sürdürmek olabilir. Net bir teorik model bir yol haritası sağlar ve klinisyenin kaygılarını içinde taşır.

Tüm terapi modelleri sınır sorunlarına dikkat etmeye vurgu yapar, terapi ilişkisinde ne olduğuna, terapi ve terapi ilişkisine zarar verebilecek davranışları yönetmeye dikkat etmeye. Borderline-düzensiz hastalar krize eğilimi oldukları için, kriz yönetimi altta yatan psikolojik sorunlarla çalışmanın önüne geçerse terapi kolayca raydan çıkabilir. Borderline-düzensiz kişilik yoğun karşı aktarımı yönetmekte yardımcı olsun diye terapi, terapistler için düzenli konsültasyon ve desteği içerir.

Borderline-düzensiz kişilik kendi başına bir kişilik sendromu olarak (başka kişilik sendromu belirgin değilse) veya başka bir kişilik sendromu ile ilişkili olarak kişilik organizasyonunun bir seviyesi olarak görülebilir. Örneğin, narsisistik kişilik ve borderline-düzensiz kişilik betimlemelerine uyan bir hasta borderline seviyesinde örgütlenmiş narsisistik kişilik olarak betimlenebilir; borderline-düzensiz kişilik ve paranoid kişilik betimlemelerine uyan hasta, borderline seviyesinde örgütlenmiş paranoid kişilik olarak betimlenebilir vb. Bu organizasyon çerçevesi tanısal formülasyonlara hatırı sayılır derecede bir netlik getirir. Borderline-düzensiz kişilik prototipi için Kutu 1.10’a bakınız.

Tamamı: https://psikoserum.wordpress.com/2021/09/14/kisilik_sendromlari/

Çeviri: Engin Özçiçek

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s