ilham · mansplaining

Akademik Arzu (NSFW)

PDR birinci sınıftaki akademik heyecanım:

Ruhsal Hastalığı Olan Bireylerde İçsel/Öz Damgalanma 

Damga;  TDK’da bir şeyin üzerine bir nişan, bir işaret basmaya yarayan araç (1) bu araçla basılan nişan, işaret (2) bir kimsenin adını kötüye çıkaran, yüz kızartıcı durum (3) olarak tanımlanmaktadır. Antik Yunan’da köleler, suçlular ve hainler gerçek bir damga ile damgalanırlardı. Bu damga bireyin istenmeyen veya anormal bir kişi olduğunu gösterirdi. Günümüz toplumu insanları gerçek bir damga ile damgalamasa da, toplumsal damgalanma altında olan gruplar varlığını sürdürmektedir. Örneğin zeka geriliği olan bireyler, epilepsi, HIV/AIDS, kanser, sedef hastaları veya çeşitli ırksal, etnik veya dini grupların damgalanmaları (Kurzban ve Leary, 2001).

Ruhsal hastalığa sahip olan bireyler için iki tip damgalanma tanımlanmıştır, sosyal damgalanma ve içsel damgalanma (Corrigan ve Watson, 2002a). 

Sosyal Damgalanma

Kalıp yargı: Bir grup hakkındaki olumsuz inanç (tehlikelilik, yeteneksizlik, karakter zayıflığı)
Ön yargı: İnançla hemfikir olma ve / veya olumsuz duygusal tepki (öfke, korku)
Ayrımcılık: Ön yargıya karşı davranışsal tepki (kaçınma, işe almama, ev kiraya vermeme, yardım etmeme)
     

İçsel / Öz Damgalanma

Kalıp yargı:  Benlik hakkında olumsuz inanç (karakterim zayıf, yeteneksizim)
Ön yargı:  İnançla hemfikir olma, olumsuz duygusal tepki (düşük öz güven, düşük öz yararlılık)
Ayrımcılık:  Ön yargıya karşı davranışsal tepki (iş aramaktan kaçınma, kiralık ev aramaktan kaçınma)

    Sosyal damgalanmaya dair medya analizlerinde medyanın ruhsal hastalığı olan bireyleri seri katil, zayıf karakterli veya çocuk akıllı şeklinde gösterdiği ortaya çıkmıştır. İngiltere ve Amerika’da yapılan 2000’den fazla kişinin katıldığı iki farklı anketin faktör analizlerinde de şu sonuçlar ortaya çıkmıştır:

a) korku ve dışlama: ileri derecede ruhsal hastalığı olan bireylerden korkulmalı ve dolayısıyla toplumdan uzak tutulmalıdırlar.
      b) otoritecilik: ileri derecede ruhsal hastalığı olan bireyler sorumluluk alamaz, dolayısıyla hayati kararları başkaları tarafından alınmalıdır.
      c) iyilik severlik: ileri derecede ruhsal hastalığı olan bireyler çocuk gibidir dolayısıyla bakıma muhtaçtırlar (Corrigan ve Watson, 2002a). 

İçsel damgalanma sosyal damgalanmaya uğrayan bireyin bu  ön yargıları içselleştirmesi ve kendisini tehlikeli, yeteneksiz, zayıf karakterli vb. hissetmesine ve buna göre tutum ve davranış geliştirmesine dayanır. Her ruhsal hastalığa sahip olan bireyin damgalanmaya karşı aynı içsel damgalanmayı geliştirdiği de söylenemez, kimi bireyler bunu içselleştirmekte, kimi bireyler haksızlığa uğradığını düşünüp tedaviye daha çok dikkat ederek ve damgalanmayı protesto ederek, kimi bireyler de damgalanmaya kayıtsız kalarak tutum geliştirmektedirler (Corrigan ve Watson, 2002b). Bu çalışmada damgalanmayı içselleştiren bireyler üzerinde durulacaktır.

Dünya Sağlık Örgütü sağlığı yalnızca hastalığa sahip olmama olarak değil fiziksel, psikolojik ve sosyal anlamda tam bir iyilik hali olarak tanımlar (1948). Bu tanıma göre ruhsal hastalığa sahip bir bireyin yalnızca hastalığının semptomlarının farmakolojik olarak ortadan kaldırılmış olması, sağlığına kavuşturulduğu anlamına gelmemektedir. Yapılan araştırmalara göre ruhsal hastalığa sahip olan bireylerin üçte biri içsel damgalanmadan dolayı, hastalanmadan önce yerine getirebildikleri rollerinde yetersizlik hisleri veya rolünü tamamen kaybetmiş hissetme (ebeveyn, öğrenci, çalışan rolü) ile başa çıkmak zorunda kalmaktadır. Buna ek olarak umutsuzluk, düşük öz güven ve yetersiz sosyal beceriler de öz damgalanma yaşayan bireylerin çektikleri sıkıntılardandır (Yanos vd, 2011). 

İçsel damgalanma yaşayan bireylerde görülen diğer önemli sorunlar, hastalıkları için tedaviyi kabul etmeme, tedaviyi kabul etse bile devam etmeme, hastaneye yatması gereken durumlardan kaçınma ve diğer insanların hasta olduklarını öğrenmeleri konusunda yaşanan kaygıdır. Tedaviyi aksatan bireylerin sonradan evsiz kalma veya hastaneye zorunlu yatış riskinin artışı gibi sonuçlara maruz kaldıkları görülmüştür (Wahl, 2011).

Kronik hastalıkların (ruhsal hastalıkların da dahil olduğu) içsel damgalanmayla ilişkisine dair yapılan bir diğer araştırmaya göre, kronik rahatsızlığı olan ve ruh sağlığı profesyonellerinden kaynaklı sosyal damgalanmayla muhattap olan bireylerin, bu damgalanmayı içselleştirdikleri, buna bağlı olarak gelecekte de ruh sağlığı profesyonellerinden yardım almak konusunda çekingen davrandıkları ve hayat kalitelerinin düştüğü görülmüştür (Earnshaw & Quinn, 2012, akt. Medved). Ruh sağlığı profesyonellerinin bu konuda daha duyarlı olması beklenmesine rağmen böyle bir sonucun çıkması düşündürücüdür. 

İçsel damgalanma ve ilaç uyumu ile ilgili yapılan bir araştırmada (Golja vd., 2018) ilaç uyumuna sahip ruhsal hastaların içsel damgalanmala algılarının buna sahip olmayanlara göre daha düşük olduğu bulunmuştur. Yani ilaç uyumu gösteren bir ruhsal hastanın sadece hastalığın belirtilerindeki azalma ile değil, ruhsal hastalıklara dair ön yargılarla baş etmesi açısından da terapötik bir fayda gördüğü söylenebilir. 

Ayakta tedavi gören 50 şizofren ve şizoaffektif bozukluğa sahip birey üzerinde yapılan bir araştırmada içsel damgalanmanın; semptomatik, sosyal davranış ve duygusal tepkisellikle olan ilişkisi incelenmiştir (Park, 2014). Analizlere göre şizofreninin pozitif semptomları (hezeyanlar, halüsinasyonlar, düşünce bozuklukları,hareket bozuklukları) ile içsel damgalanma arasında genel olarak anlamlı bir ilişki bulunmamasına rağmen, ajitasyon ve mani için güçlü bir ilişki bulunmuştur. Ajitasyon ve maninin diğer insanlarla olan sosyal ilişkiyi doğrudan etkileyen, dışarıdan görünür belirtiler oldukları düşünüldüğünde diğer insanlar tarafından reddedilme ve topluma yabancılaşma gibi içselleştirmelerin doğduğu sonucuna varılabilir. Araştırmada ayrıca damgalanmaya direnç ile motivasyon ve doyum arasında güçlü bir ilişki bulunmuştur. Damgalanmaya direnç gösteren hastaların (“Hastalığıma rağmen mutlu ve doyurucu bir hayat yaşayabilirim.”, “Hastalığa sahip olmak beni güçlendirdi.” gibi ölçek seçeneklerine yüksek oranda katılanların), motivasyon ve hayat doyumlarının da yüksek çıktığı bulunmuştur. 

Bipolar I ve Bipolar II teşhisi olan 115 katılımcılı bir diğer çalışmada katılımcıların yarıya yakınının damgalanma konusunda yüksek duyarlılığa sahip olduğu bulunmuştur. Katılımcıların nitel analizi incelendiğinde şu tür cevaplarla karşılaşıldığı gözlenmiştir (Howland vd.,2016):

“Garip bir durum. İnsanlar size farklı bakıyor. Bipolar olduğunuzu söylediğinizde sanki deliymişsiniz gibi oluyor. Ondan uzak dur, gibi.” Katılımcı#2015.

      “İlaç tedavisini kabul etmem uzun sürdü çünkü akıl hastası olarak sınıflandırılmak istemiyordum çünkü dışlanacağımı düşünüyordum… Eğer insanlar benim bipolar olduğum için ilaç aldığımı düşünürlerse, deli olduğumu söylerler.” Katılımcı#2006

      “Eğer bir ilişkiye başlarsam, ilaç almayı bırakıyordum çünkü bipolar olduğumu bilmelerini istemiyordum.” Katılımcı#2007.

      “Diğer insanlardan farklı olduğumu hissediyorum. Bazen Tanrı’nın bana kötü bir el dağıttığını hissediyorum. Eğer çoğu insan gibi düşünemiyorsam ya da bilirsiniz, işleri diğer insanlar gibi yapamıyorsam, bu hisse kapılıyorum.” Katılımcı#2004

Yukarıdaki yorumlar incelendiğinde bipolar bozukluk teşhisinin diğerleri tarafından deli olarak görülme kaygısına sebep olabileceği, ilaç kullanımının damgalayıcı etkisinin olabileceği, romantik ilişkilerde terk edilme korkusuyla ilaçların bırakılabileceği ve teşhisin kişinin kendilik algısını değiştirebileceği görülebilir. Aynı çalışmada bipolar hastalardaki genel anksiyete, suçluluk duygusu, şüphecilik ve halüsinasyon görmenin içsel damgalanmayla pozitif ilişkili olduğu bulunmuştur. Buna rağmen maninin içsel damgalanmayla anlamlı ilişkisi bulunamamıştır. Bu durum manik atak geçiren bireyin aşırı heyecanlı ve coşkulu oluşunun damgalanmaya dikkat etmemesiyle açıklanmaktadır.

    Sonuç olarak, ruhsal hastalığa sahip bireylerin yalnızca hastalıklarının semptomları ile uğraşmadıkları, toplumsal ön yargılarla karşılaştıkları, kimilerinin bu ön yargıları içselleştirdikleri, içsel damgalanma adı verilen bu olgunun bireyin tedavisine devam etse bile hayat doyumu, sosyal ilişkiler, iş bulma, eş arama gibi olgularda umutsuz olması ile pozitif ilişkili olduğu bulunmuştur. İlişkisel sonuçların nedensel olup olmadığı ile ilgili kontrollü deneyleri içeren çalışmalar yapılması önerilebilir. Ruhsal hastaya uygulanacak tedavinin yalnızca farmakolojik değil, bilişsel davranışçı terapi, grup terapisi, kendine yardım grupları ile desteklenmesi gerektiği söylenebilir. Yalnızca hastalığın ne olduğuna dair psikoeğitimlerden çok hastaların yalnız olmadıklarını anlayabilecekleri ve sosyal ilişkilerini geliştirebilecekleri psikodrama çalışmaları da içsel damgalamanın etkilerini azaltmak açısından önerilmektedir.

Kaynaklar

Corrigan, P. W., & Watson, A. C. (2002a). Understanding the impact of stigma on people with mental illness. World psychiatry : official journal of the World Psychiatric Association (WPA)1(1), 16-20.

Corrigan, P. W. and Watson, A. C. (2002b), The Paradox of Self‐Stigma and Mental Illness. Clinical Psychology: Science and Practice, 9: 35-53. 

Golja, E. A., Shimelis, G. K., Agenagnew, L., Dawud, B., & Mekuriaw, B. (2018). Assessment of self stigma and medication adherence among patients with mental illness who had been treated in jimma hospital, western ethiopia,2017: Community based cross sectional study. Cold Spring Harbor: Cold Spring Harbor Laboratory Press. doi:http://dx.doi.org/10.1101/340588

     Howland, M., Levin, J., Blixen, C., Tatsuoka, C., & Sajatovic, M. (2016). Mixed-methods analysis of internalized stigma correlates in poorly adherent individuals with bipolar disorder. Comprehensive Psychiatry, 70, 174-180. doi:http://dx.doi.org/10.1016/j.comppsych.2016.07.012

Kurzban, R., & Leary, M. R. (2001). Evolutionary origins of stigmatization: the functions
of social exclusion. Psychological bulletin, 127(2), 187. doi: 10.1037/0033-
2909.127.2.187

Medved, D. G. (2014). A grounded theory investigation of public stigma, internalized stigma, and mental health recovery in the wellness management and recovery program (Order No. 1601095). Available from ProQuest Central; ProQuest Dissertations & Theses Global. (1719137772). Retrieved from https://search.proquest.com/docview/1719137772?accountid=16382

Park, S. G. (2014). The relationship of internalized stigma with symptoms, social behavior, and emotional responding in schizophrenia (Order No. 3643887). Available from ProQuest Central. (1626728803). Retrieved from https://search.proquest.com/docview/1626728803?accountid=16382

Preamble to the Constitution of WHO as adopted by the International Health Conference, New York, 19 June – 22 July 1946; signed on 22 July 1946 by the representatives of 61 States (Official Records of WHO, no. 2, p. 100) and entered into force on 7 April 1948. The definition has not been amended since 1948.

Wahl, Otto. (2011). Stigma as a barrier to recovery from mental illness. Trends in cognitive sciences. 16. 9-10. 10.1016/j.tics.2011.11.002.

Yanos, P. T., Roe, D., & Lysaker, P. H. (2011). Narrative enhancement and cognitive therapy: a new group-based treatment for internalized stigma among persons with severe mental illness. International journal of group psychotherapy61(4), 577-95.”

An itibariyle Akademik Heyecanım?

Engin Özçiçek

Akademik Arzu (NSFW)” için bir yorum

  1. Reblogged this on PsikoSerum and commented:

    “Ruhsal Hastalığı Olan Bireylerde İçsel/Öz Damgalanma

    Damga; TDK’da bir şeyin üzerine bir nişan, bir işaret basmaya yarayan araç (1) bu araçla basılan nişan, işaret (2) bir kimsenin adını kötüye çıkaran, yüz kızartıcı durum (3) olarak tanımlanmaktadır. Antik Yunan’da köleler, suçlular ve hainler gerçek bir damga ile damgalanırlardı. Bu damga bireyin istenmeyen veya anormal bir kişi olduğunu gösterirdi. Günümüz toplumu insanları gerçek bir damga ile damgalamasa da, toplumsal damgalanma altında olan gruplar varlığını sürdürmektedir. Örneğin zeka geriliği olan bireyler, epilepsi, HIV/AIDS, kanser, sedef hastaları veya çeşitli ırksal, etnik veya dini grupların damgalanmaları (Kurzban ve Leary, 2001).

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s