mansplaining

dilek

Zamanında liderlik seminerine katılmıştım. Oradaki eğitmen kişi hayatımızda kaç saniye vardır diye sormuştu herkes bir sayı attı 200 milyon falan filan. Hayatımızda 70 yıl olsa 2 milyar saniyemiz varmış. Bir kronometre hazırlamıştı insanların hayatlarının boşa gittiğini gözlerine sokuyordu, salisenin sayış hızını göstererek katılımcıları hayata yani o esnada eğitime daha sıkı sarılmaya çağırıyordu.

Bir çok kişilerle karşılaşmıştım orada. Neredeyse hepsi kariyerlerinde başarılı kişilerdi. Ama durup da hayatım nereye gidiyor ne için çalışıyorum gibi soruları sormuş insanlara benzemiyorlardı pek. İzlediği filmlerin yönetmenine kadar bilen ve yanındaki kadın filmlerle ilgilenmediği için öfkelenen biri vardı. Rahat olun deyince takım elbise ile gelmiş biri kravatını çözüp haydi siz de rahat olun dercesine etrafına bakmıştı. İnsanlar nasıl yaşayacaklarını pek bilmiyorlardı o zamanlar. Şimdi de bildikleri söylenemez.

Ben de eskiden nasıl yaşayacağımı bilmiyordum. Şimdi ise dilimin farkındayım ve kimilerinin diliyle sarıldığımı da bazen hissediyorum. Dilbilimle ilgili değil bu, okumayı ve okunmayı bilmeyle ilgili. Kaç duyumuz olduğunu parmakla saymamakla da ilgili, belki de dilimizle saymalıyız içimizden, kaç tane olduğumuzu, veya bize kaç dilin değdiğini…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s