Odadaki Fil

Psikoloji alanında farklı ekollerin tartışmalarını temsil etsin diye odadaki fil metaforu kullanılır. Biri kulağını tutuyormuş biri hortumunu tutuyormuş falan filan.

Bence ortada fil yok, zihnini nasıl kontrol edebiliriz diyen erkekler var.

***

Dalgalar ve parçacıklar ile ilgili Alan Watts’ın bir konuşmasını dinlemiştim. Dokunma dediğimiz şey şuna benziyor: Bir uçağın pervanesi dönüyorsa onun içinden madde halinde iseniz geçemezsiniz. Parçalanırsınız veya uçağın pervanesini parçalarsınız.

Dalga halindeyseniz frekansınıza bağlı olarak uçağın duvarından bile geçebilirsiniz (radyasyon gibi), ses dalgası halinde iseniz uçağın duvarından çarpıp geri dönersiniz (radar gibi).

Yani beden veya katı dediğimiz şey sadece frekanslarımız ile ilgili. İkimiz de katı isek sadece birbirimize dokunabiliriz.

Metaforlarla konuştuğumu akılda tutarak şu şekilde devam edeyim: Ben ne dersem diyeyim karşımdaki ile ortak dil konusunda anlaşamadıysak veya anlaşmamız için başka engeller varsa boş çabalardır. Sağır kulaklar gibi. Müzik kulağı olmayan birine klasik müziği anlatamazsınız. Ortamda klasik müzik çalabilir elbette.

Eski günlüklerimi karıştırsam iyi olacak orada daha iyi optik metaforlar vardı. 😀

Engin

psikoserum tarafından yayımlandı

Kocaeli Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: