İşi İş Yerinde Bırakmak

John Norcross, James Guy Jr.

Psikoterapist Öz Bakımı için bir Rehber

Psikoterapistin insan yönüne değer vermek

Ruh sağlığı profesyonelleri, tanım olarak, insan davranışını çalışırlar ve onu değiştirirler. Yani diğer insanları çalışırız ve onları değiştiririz. Psikolojik ilkeler, yöntemler ve araştırmalar nadiren biz psikoterapistlere uygulanır. Belki birbirimize temelsizce tanı koyma girişimlerimiz istisnadır. Bir yere kadar anlaşılabilir ve açıklanabilir olsa da psikoterapistlerin öz-bakımı üzerine sistematik çalışma kıtlığı kesinlikle huzursuz edicidir. Bireysel ve kolektif olarak dışa bakış içe bakışa göre kesinlikle daha az tehdit edicidir. Anna Freud bir keresinde etkileyici bir gözlemde bulundu: Psikoterapist olmak en karmaşık savunma mekanizmalarından biridir. Bize kontrol aurası, üstünlük ve kendimizi kişisel olarak değerlendirmekten kaçınmayı bahşeder. Her durumda gelinen nokta bizi arkadan vurur: Kendimizle çalışıyor olmalıyız ki sonra diğerleriyle çalışabilelim. Psikoterapistlerin en yoğun eğitilmiş ve deneyimli değişim ajanları olduğunu düşünün.

Yine de kendi sıkıntılarımızla nasıl baş ettiğimizle veya kendi davranışımızı nasıl değiştirdiğimizle veya mesleğin tehlikeli bölgelerinde nelerle uğraştığımızla ilgili görece az şey biliyoruz (En azından halka açık şekilde). Psikoterapistlerin danışma odası dışında hayatlarının olmadığını düşünme eğilimi görünen o ki danışanlarımız kadar bize de kaygı veriyor. Bu kitap –ve psikoterapist öz bakımı- psikoterapistin insan yönüne değer verme temel dayanağından başlıyor.

***

AHLAKİ EMİR OLARAK ÖZ-BAKIM

Psikoterapistin insanlığına dair bilimsel kanıtlara ikna olmamış veya kısmen ikna olmuşlar için şimdi de öz-bakımın ahlaki emir yönüne bakalım. Her ruh sağlığı mesleğinin etik kodu öz-bakm ihtiyacına dair bir iki hüküm içerir. APA Etik Kodu örneğin, psikologları “kendi fiziksel ve ruhsal sağlığının çalıştıkları insanlara yardım etme yetkinliğine olası etkileri” konusunda farkındalık oluşturması için yönlendirir. Kodun bir bölümünde psikologlara, meslekle ilgili görevlerini yeterince yapmayı etkileyebilecek kişisel problemlerinin farkına vardıklarında, “bireysel konsültasyon veya yardım alma ve meslekle ilgili görevlerini kısıtlama, durdurma veya sonlandırmayı gerektirecek durumlar ile ilgili gerekli önlemleri almayı” emreder. ACA Etik Kodu diğer bir örnek olarak psikolojik danışmanlara “Mesleki sorumluluklarını en iyi derecede yerine getirmek için iyi oluşlarını artıran, koruyucu ve iyileştirici duygusal, fiziksel, zihinsel ve spiritüel öz-bakım aktivitelerine katılmayı” emreder. Kod ayrıca, “Psikolojik danışmanlar kendi fiziksel, zihinsel veya duygusal problemlerinden kaynaklı bozulma işaretlerine duyarlıdırlar ve bu bozulmanın danışana veya diğerlerine zarar verme ihtimali varsa profesyonel hizmetleri önermekten ve sunmaktan kaçınırlar. Mesleki bozulma seviyesine gelen problemleri için yardım alırlar..” der. Kendimize bakmazsak diğerlerine yardım edemeyiz ve onlara zarar gelmesini önleyemeyiz. Psikoterapistin öz-bakımı hastanın bakımı için kritik bir öncüldür. Diğer bir deyişle, öz-bakım sadece kişisel bir mesele değildir, aynı zamanda etik bir gereklilik, ahlaki bir emirdir. Sizi nazikçe ne pahasına olursa olsun kendini feda etmenin ahlakiliğine meydan okumaya ve öz-bakımın vazgeçilmezliğini düşünmeye çağırıyoruz.

Image

OFİSTEKİ ÖDÜLLER

Nerede çalışıldığından bağımsız olarak, psikoterapi uygulaması klinisyenlerin çoğu tarafından deneyimlenen bir çok ödülü olan, doyum sağlayan bir iştir. Bir çok araştırmacı klinik çalışma ile ilişkilendirilen faydalardan en sık görülenleri belgelendirdi, aşağıda bulgularının bir özetini yapacağız. Yardım Etmenin Doyumu Psikoterapistlerce en sık onaylanan mesleki ödül danışanlarda gelişime vesile olmaktır. Neredeyse hepimiz (%93) bunu onaylıyoruz ve deneyimliyoruz. Yardımcının sarhoşluğu, diğerlerin hayatındaki duygusal sıkıntıyı hafifletmek ve kişisel gelişimi desteklemekten alınan engin doyuma karşılık gelir. Psikoterapistler grup olarak yüksek düzeyde idealist ve özgeci olmaya eğilimlidirler, en azından kendileri söylemleri bu yönde. İnsanlara yardım etmeye, topluma hizmete ve sıkıntıda olan kişilerin yaşam kalitelerini artırmaya karşı güçlü bir arzu ile motive olurlar. Aslında çoğu psikoterapiste göre kariyer seçimi için asıl neden de budur.

Psikoterapistler, bazı istisnalar dışında, duygusal acı içinde olan insanlara yardım etmeye hayatlarını adamaya istekli kişilerdir. Eski bir Çin atasözünün hatırlattığı gibi:

Bir saatlik mutluluk istiyorsan: şekerleme yap.

Bir günlük mutluluk istiyorsan: balık tut.

Bir aylık mutluluk istiyorsan: evlen.

Bir senelik mutluluk istiyorsan: servete kon.

Ama yaşam boyu mutluluk istiyorsan: birine yardım et.

Başka bir insanın hayatında gerçek ve kalıcı bir fark yarattığını bilmekten daha büyük bir zevk yoktur. Etkili psikoterapist için özel anlamını asla yitirmeyen yaygın bir deneyimdir.

Önemli bir içgörü kazanımı veya danışanın hayatında bir karara şahit olma, psikoterapisti hayatın akışına ve yaratılışına bağlayan ruhani bir deneyimdir, bir bebeğin doğumuna şahit olmaya benzer. Pratik olarak diğer mesleklerin bilmediği bu derin özgeci ayrıcalık, “yeni bir varlığın varoluşsal doğumunda orada olmak, yeniden yapılanmasına, tanımlanmasına, çıkmasına yardımcı olmak”tan türer. Ötekinin ruhundaki restorasyonda katılımcı olmak veya ötekinin önemli ilişkilerinin tekrar kurulmasına yardımcı olmak psikoterapistlerin diğer tüm hedeflerden üstün tuttuğu bir değerdir.

Dakota kabilesinin söylediği gibi, “Sonsuza kadar bilineceğiz bıraktığımız izlerden.” Bu tür deneyimler profesyonel kariyerlerimizde mihenk taşı, dönüştürücü başarıların anıları kendinden şüphe edilen ve cesaretin kırıldığı anlarda güven kaynağı vazifesi görürler. Her stajyer veya mezun “olayın bu olduğunu” bilir. Bazı deneyimli terapistlerin klinik çalışmalarının neşesini yeniden yakalamak için bunları hatırlamaya ihtiyaçları vardır.

***

Üstatlarımızdan birinin de dediği gibi:

“Bu meslekte karşılaştığım insan çeşitliliğini seviyorum. Böylesine ilginç insanların kişisel hayatlarını başka nasıl öğrenebilirdim? Danışanlarımın arasında uluslarrası ajanlar, film yıldızları, bilim insanları, politikacılar ve usta hırsızlar vardı. Bu tür etkileyici insanlarla terapi odası dışındaki hayatımda asla karşılaşamazdım.”

Tabi ki her psikoterapist yıldızları veya casusları tedavi etmez yine de ödül kalıcıdır. Farklı yaşlardan, eğitim düzeylerinden, ırksal ve etnik arka planlardan ve sosyoekonomik düzeylerden bireylerle etkileşime girmek psikoterapiste insan varoluşunun entrika ve dramalarını ön koltuktan izleme fırsatı verir. Herhangi iki hikaye birbirine benzemez ve hiçbir semptom ve kompleks aynı şekilde tekrar etmez. Klinik çalışmadan elde ettikleri duygusal doyuma en çok değeri veren psikoterapistler kariyerlerini 70’li yaşlara kadar uzatmayı düşünürler.

Profesyonel hayatlarını çeşitlendirenler –böylece hafta içinde daha az seansta bulunanlar- geç emeklilik planı yapmaya en yatkın olanlardır. Ödülleri o kadar iyidir ki uzatmak isterler. Farklı danışanlarla terapi yapmak bizi sürekliliği olan bir merak duygusu yaşamaya götürür. Sırf çeşitlilik bile işimizi ve kendimizi yenilememize imkan verir. Tekrar tekrar dalan dalgıcın her dalışı farklı bulması gibi, her danışan ve her seans da biricik anlar için taze bir fırsattır.

Image

Mesleki Riskleri Tanımak

Psikoterapist Olmak İçin Motivasyonlar Bireyleri ruh sağlığı kariyerine çeken bazı karakteristikler, örneğin özgeci olmakta kararlılık ve kendini tanımak, gelecekteki hayal kırıklıkları ve problemlere temel oluşturur. Başarının kaynağı aynı zamanda problemin kökeni olabilir. En tuhaf insanların psikoterapiyi kariyer olarak seçtiğine dair yaygın bir şaka vardır. Bu mizahi kalıpyargının altında gerçeklik payı var. Mesleğe girenlerin çoğunda anlaşılabilir bir şekilde kendini kişiliklerini merakla motive olma görülür. Kişisel problemlerine veya derinde yatan çatışmalara çözüm bulma umudu içindedirler. Eğer kariyer seçimi iç kişisel sıkıntılar yeterince ciddi bir motivasyon ise psikoterapi yapmaya içkin baskılar duygusal problemleri artıracaktır. Temelde duygusal sıkıntıları hafifletme arzusu ile psikoterapist kariyeri yapmak büyük ihtimalle hayal kırıklığı ile sonuçlanacaktır.

Benzer bir karakteristik de psikoterapideki yakın ilişkileri çekici bularak yalnızlıkla savaşma arzusudur. Grup olarak psikoterapistler yetişkinlikten önce görece az arkadaşları olan veya yalnız olan kişilerdir. Klinisyenin izolasyonu gerçeği ve işte bulunan yapay yakınlık kişiler arası özlemi ve bağlanma ihtiyaçlarını karşılamakta yetersiz kalır. Aksine danışanlarla yoğun karşılaşmalar, kişisel hayatında henüz doyurucu ilişkiler kuramamış bireyin sevgi ve anlaşılma arzusunu azaltacağı yerde artırır. Bazı psikoterapistler mesleğe girmek için kısmen şunla motive olurlar: Çünkü iş etki yaratmak ve hastalar aracılığı ile vekaleten yaşama şansı sunar. Terapötik çalışma, vekaleten kişisel fantezileri, çatışmaları eyleme vurma ve danışanları belli perspektife doğru cesaretlendirme cazibesine sahiptir.

Psikoterapistler kesinlikle bir “fark yaratmak” isterler fakat bu motivasyonun karizmatik birey için tanrı-gibi kontrol pozisyonuna doğru çürümesi ihtimali vardır. Psikoterapistin kayda değer bir gücü vardır ve bunun sonucu olarak kendini önemseme hissi, kendi mesleki yetkinlikleri veya insan olarak etkinlikleri bakımından gizlice kaygı duyan insanlar için sarhoş edici olabilir. Kibir ve grandiyözite mesleki risklerdir ve aynı zamanda eve de taşınabilirler. Bazı bireyler bu kariyeri, kendi ilgi gösterme yeteneklerinin özel iyileştirici gücü olduğuna dair söylenmemiş bir inanç dolayısı ile seçerler. Neredeyse mesih gibi, duygusal bir iksir veya merhem gibi geleceği beklentisi ile sevgilerini ötekilere akıtmaya zorlandıklarını hissederler. Bu tür bir über-özgecilik kendi ihtiyaçlarını ihmal etmeye (başkalarına ilgi göstermek ama kendine göstermemek) yol açar. Bu motivasyonun nasıl sahte bir tümgüçlülük hissine yol açabileceğini veya aksine gerçek ortaya çıkınca büyük bir hayal kırıklığına yol açabileceğini görmek kolaydır. Bazı klinisyenler ilgi gösteren rolüne doğmuşlardır veya çocukluktan böyle yetişmişlerdir. Sonrasında ortaya çıkan kariyer motivasyonları ideal olmaz. Verilmiş rol veya doğal olarak “yardımcı” rolü edinmiş olsunlar, bu tür terapistler yeni ilgi alanları ve roller edinmek konusunda az sebep bulurlar.

Tabi ki bazı kişiler psikoterapi kariyerini aile sorunları ile ilgili kişisel ihtiyaçlarını çözmek amaçlı da seçerler. Bu motivasyon da zamanla etkisini kaybeder. Sistemik değişimler ortaya çıksa bile küçük olma eğilimindedir, ve bu ilişkileri kurtarmak veya tamir etmek ihtiyacı terapist ailesel kökeni ile ilgili çatışmaları çözdükçe zamanla azalır.

Image

Çeviri: Engin Özçiçek

Image