Kabul ve Kararlılık Terapisi Metaforları

Jill Stoddart, Niloofar Afari, Steven Hayes

Dil ve Istırap

İlişkisel çerçeve kuramı insana özgü, türetilmiş ilişkilere tepki verebilme yeteneğinin (bizi beslenme zincirinin tepesine çıkaran yetenek) tam da bizi duygusal ıstırabın içine hapseden şey olduğunu öne sürer. Özellikle plan yapma, öngörü, değerlendirme, sözlü iletişim ile olaylar ve uyarıcılar arasında bağlantı kurabilme yeteneklerimiz hem bize yardım eder hem de bizi incitir. Şüphesiz yüksek bilişsel yeteneklerimiz problemleri çözebilmemizi sağlar. Örneğin, saç tıraşınız kötü oldu ise, berberinize dönüp tekrar tıraş olabilirsiniz. Boyadığınız duvarın rengini beğenmediyseniz, yeni bir renk seçip tekrar boyayabilirsiniz. Aynı zamanda, genellikle aynı becerilerimizi hatalı olarak içsel deneyimlerimize de uygulamaya çalışırız. Saç tıraşımızı ve boyadığımız duvarı kontrol edebildiğimiz gibi düşünme ve hissetme şeklimizi kontrol edebilmemiz gerektiğine inanırız. Buna rağmen artan sayıda araştırmalar gösterdi ki düşünce ve duygularımızı bastırmaya çalıştıkça, daha da görünür oluyorlar. Buna ek olarak, her ne kadar içsel deneyimlerimizden kaçma girişimlerimiz kısa vadede işe yarıyor gibi görünse de uzun vadede daha kısıtlı bir varoluşa yol açıyor. Örneğin, sosyal ortamlara girdiğinde kaygı yaşayan bir kişi kişiler arası ilişkilerden kaçınarak kaygısını geçici olarak azaltabilir; ancak hayatı özgürce yaşama becerisi büyük oranda kısıtlanacaktır ve sosyal ilişki kurma korkusu devam edecektir. Yani dış dünyadaki problemleri çözmekte başarıyla kullandığımız dilsel kurallar, onları acı verici düşünceleri ve duyguları “çözmek” için kullanma teşebbüsünde bulunduğumuzda tipik olarak ıstıraba neden oluyor.

***

Kabul ve kararlılık terapisinde kullanılan metaforlar genelde özenle hazırlanmıştır fakat aynı prensibe dayanırlar. Örneğin klasik Aç Kaplan metaforu danışana kapısının önünde yavru bir kaplan bulduğunu ve barınak bulunana kadar ona bakmak zorunda olduğunu hayal etmesini istemekten oluşur. Günler geçtikçe, kaplan açlıkla kükremeye başlar böylece danışan ona biraz yiyecek verir, ama kaplan bunun sonucunda daha da güçlenir ve yeniden acıktığında çok saldırgan olur. Danışanın kaplana daha fazla yiyecek vermekten başka seçeneği yoktur ki bu kaplanı daha güçlü ve açken daha saldırgan yapar ve kısır döngüye girilir. Bu metafor acı verici duyguları bastırmanın beyhude çaba oluşu ile paralellik kurması için danışana sunulur.

***

Kalemi Tutma Metaforu

Kalemi Tutma egzersizi danışanın dışsal bir problemi çözmek için çok çaba sarf ettiği (hem zihinsel hem davranışsal) fakat problemin doğasının danışanın doğrudan kontrolü altında olmadığı durumlarda kullanmak için uygun olabilir. Bu, amacına ulaşmak için hem çabanın hem de deneyime karşı tutumun yumuşatılmasını gerektiren karmaşık bir durum olabilir. Endişe ve planlama ile daha çok ilgilenilen, belki de yapılması gerekenin belli derecede yapıldığı ve istenen sonuç alınmadıkça artan bir kızgınlığın söz konusu olduğu bir durum olabilir. Bu egzersiz, amaç yönelimli gündemler ve çabanın yoğunluğunun artan kızgınlıkla sonuçlandığı dışsal bir durum (iş arama, ev arama gibi) için uygun olabilir. Danışan yine de katılık göstermektedir ve amaç yönelimli kalmaya devam ederek çabalarını azaltabilme seçeneğinin olduğunun farkında değildir. Aşağıdaki transkript işe yarayan eylemlere, bu eylemleri yumuşatarak devam etme istekliliğini gösteriyor. Danışan işsiz ve son altı ayını iş başvurularına, iş fuarlarına ve internette saatlerce iş aramaya harcamış, ama sadece birkaç iş görüşmesine davet edilmiş ve hiç iş teklifi almamış. Gittikçe asabi ve umutsuz olmuş.

T: Bugün sessiz görünüyorsun.Neler oluyor?

D: Hiç fırsat yakalamıyormuşum gibi. Elimden geldiğince yollara düşüyorum, iş arıyorum, herhangi bir iş. Yine de.. hiç. Sadece “Başvurunuz için teşekkür ederiz ama bu pozisyon için başkasını işe aldık.”mailleri alıyorum. Yorulmaya başladım.

T: Sinir bozucu görünüyor. İş arama sürecinden bahset. İş aramak için neler yapıyorsun?

D: Uyanıyorum ve günüme bilgisayarın başında başlıyorum ve iki dört saat arası sırf internet sitelerinde harcıyrum. Bulabileceğim iş ilanları için. CV’min dört farklı versiyonunu bile hazırladım ki farklı pozisyonlar için de düşünüleyim.

T: Gerçekten de “yollara düşmüşsün” gibi görünüyor. İş aramaya odaklı olarak günde kaç saat harcıyorsun?

D: Gece gündüz diyebilirim. Düşündüğüm tek şey bu, düşünmemeye çalıştığım zamanlarda bile. TV izlerken, yürürken hep aklımda.

T: Bu konuda düşünmeye başlayınca ne oluyor?

D: Panik gibi bir duygu yaşıyorum ve göğsüm daralıyor.. Sanki baş edemeyecekmişim gibi.

T: Gece nasıl?Gece de kendini düşünürken buluyor musun?

D:Gece en kötüsü.Öylece yatıyorum ve dairemi kaybedeceğimden endişeleniyorum ve ne kadar az param kaldığından.Yapabileceğim tek şeyin iş aramaya devam etmek olduğunu hissediyorum ve bunu tamamen durdurabilmeye çalışıyorum.

T: Öyle görünüyor ki buna enerjinin yüzde 100’ünü veriyorsun.

D: Daha çok yüzde 150’sini.

T: Evet ve elinden gelenin en iyisine rağmen, umduğun iş teklifini hala alamadın.

D: O mailleri almak en kötüsü. Başarısız hissediyorum.

T: Seni hayal kırıklığına uğrattığını görüyorum. (Sessizlik) Benimle bir şey denemek isteyip istemeyeceğini merak ediyorum. (Danışana bir kalem uzatır.) Bu kalemi eline almak ve elinde tutmak ister misin?

D: (Kalemi kavrar.) Tamam.

T: Şimdi iş bulmaya çalışmaya verdiğin güç kadar bu kalemi de o güçle sıkı tutabilecek misin ona bakalım. Tüm zamanı, emeği ve arzuyu düşün ve kalemi o verdiğin emek kadar sıkı tut. Hissediyor musun?

D: (Kalemi görünür şekilde daha sıkı tutar.) Evet.

T: 1’den 10’a kadar kaç güçle tutuyorsun? 10 en sıkı.

D: Kesinlikle 10. Elimden almaya gücün yetmez.

T: Tamam, şimdi kalemi tutup tutamayacağına bakalım ama 10 değil de 5 güçle tutmanı istiyorum. Hissediyor musun?

D: (Sessizlik) Evet. Sanki 5 gibi.

T: Şimdi daha da azaltıp azaltamayacağını gör. Şimdi bunu o kadar azalt ki sadece kalem elinde kalsın yere düşmesin. Hissedebiliyor musun?

D: Hmm, tamam. (Terapist danışana zaman veriyor) Evet, oradayım.

T: Kalemi hafifçe tutmak ve bunun yeterli olması hakkında ne hissettiğini fark et. 10 olmasa bile hala kalemi tutabildiğini ve yere düşürmediğini fark et. (Sessizlik) İş aramak için yaptıklarına devam edip, 10 seviyesinde yapmak zorunda olmayabileceğini düşünüyor musun?

D: (Sessizlik) Böylece belki de her hangi bir şeye tüm gücümü vermeyerek mi?

T: Evet, hala o şeyleri yaparak, yürümeye devam ederek ama belki de arka planda olmasını istediğin şeye o kadar da sıkı tutunmayarak.

D: (Sessizlik) Sanırım bunu yapabilirim.

Kalemi hafifçe tutma deneyiminin iş bulmayı hafifçe yapma arasında bir tartışma çıkması da danışanın neyi farklı yapacağına dair konuşmaya değer bir fırsattır. Tabi ki bu egzersiz başka danışanların gündemlerine de uydurulabilir.

***

Elma Yeme Metaforu

Elma yeme metaforu kabul kavramına giriş için uygundur. Danışanın hayatındaki değişimle baş etmesi durumundaki (çocukların evden ayrılması, kronik hastalık tanısı, emeklilik vb.) koşullarda veya şeylerin geçmişte ve bugün nasıl olduklarını karşılaştırmaya doğru eğilimli olmasında kullanışlıdır:

Kabul elma yemeye benzer. Elma yemenin bir nedeni kilo vermeye çalışman olabilir yani “kötü” şeylerden uzak durmaya çalışıyorsun. Böylece genelde yediğin atıştırmalık kek yerine, kendine elma yiyeceğini söylüyorsun. Elmayı seçmiş olabilirsin, ama elmayı yemek nasıl bir şey olacak? Yediğin esnada elmayı kek ile karşılaştırıyorsun. Her ısırıkta, elmanın kek kadar tatlı, yumuşak ve iyi olmadığını düşünüyorsun. Sonra elma bitiyor ve keki yine de yiyorsun. Burada bahsettiğimiz şey elma yemenin farklı bir yolunun olduğu. Olmadığı bir şey olmasını istemek veya buna ihtiyaç duymaktansa, elmanın elma olmasına izin vermek. Her ısırığın çıtırtısını, sululuğunu ve tatlılığını olduğu gibi fark etmek, olmadığı gibi değil: Kek.

Image

***

Usta hikayeci metaforu

Usta hikayeci zihnin durmak bilmez anlatısı, değerlendirmesi, kuralları için bir metafordur. Russ Harris tarafından oluşturulan benzer metaforlar da aynı noktaya değinmek için kullanılabilir. Bunlardan biri sonu gelmez kelime akışı üreten Kelime Makinesi veya her şeyi isteyen ve istediği olmayınca tepinen Şımarık Çocuk olabilir. “

“İnsan zihni dünyanın en büyük hikaye anlatıcısıdır. Asla susmaz. Her zaman anlatacak bir hikayesi bulunur ve onu daima dinlememizi ister. Tüm dikkatimizi talep eder ve dikkatimizi çekmek için her şeyi söyleyebilir, bu acı verici, edepsiz veya korkunç olsa bile. Anlattığı bazı hikayeler doğrudur. Bunlara gerçekler deriz. Ama anlattığı çoğu hikaye pek de gerçek olarak nitelendirilemez. Daha çok görüş, inanç, fikir, tutum, varsayım, yargı, öngörü ve benzerleridir. Bunlar dünyayı nasıl gördüğümüzle ilgili hikayelerdir, ne yapmak istediğimizle, neyin doğru veya yanlış olduğunu düşündüğümüzle, neyin adil veya adaletsiz olduğunu düşündüğümüzle ilgili. Burada sizin ve benim yapmak istediğimiz şey bir hikayenin ne zaman işe yarar olup olmadığını anlamayı öğrenmek. Bu etkinliği yapmak istiyorsanız, gözlerinizi 30 saniyeliğine kapatmanızı ve zihninizin şu anda size anlattığı hikayeyi dinlemenizi istiyorum.”

Bu süreçte danışanlarınızla zaman harcayın, zihinlerinin hikayesinin doğru olup olmadığı ile ilgili tartışmayın bunun yerine düşüncelerin işe yarar veya işe yaramaz olduğunu ve onlar için önemli olan şeyleri yapmalarını engelleyip engellemediğini fark etmelerini isteyin. Bu metaforu seansta kullandıktan sonra, “Usta hikayecinin bugün zoraki dinleyicileri var.” veya “Kelime makinası seri üretime geçti.” şeklinde hikayeye geri dönebilirsiniz. Bu, seans esnasında oluşacak bilişsel birleşmeye atıf yapmak için bir kısayol olarak kullanılabilir.

Image

***

Gökyüzü Metaforu

Diğer bağlamsal benlik metaforları gibi Gökyüzü ve Hava Durumu da ayrışmayı sağlar ve gözlemci perspektifi yaratır, aynı zamanda danışanların acı verici düşünce ve duygularla temas edebilmeleri için güvenli alan vurgusu da yapar.

“Gözlemleyen benliğin gökyüzü gibidir. Duygu ve düşüncelerse hava durumu gibi. Hava durumu sürekli değişir ama ne kadar kötü olursa olsun gökyüzüne hiçbir şekilde zarar veremez. En görkemli fırtına, en güçlü hortum, en kara kış – bunlar gökyüzünü incitemez veya ona zarar veremez. Ve hava durumu ne kadar kötü olursa olsun, gökyüzünün buna yeri vardır. Artı, er ya da geç hava durumu değişir. Bazen gökyüzünün orada olduğunu unutabiliriz ama o hala oradadır. Bazen gökyüzünü göremeyiz çünkü bulutlarla kaplıdır. Ama bulutların üstüne çıkacak kadar yükselirsek, en kalın, en karanlık yağmur bulutlarının, er ya da geç gökyüzüne ulaşırız, her yöne uzanan, sınırsız ve saf. Dahası kendinin bu yanına ulaşmayı öğrenebilirsin: zorlayıcı duygu ve düşünceleri gözlemleyebileceğin içindeki güvenli alana.”

Image

***

Zırhını Çıkarmak

Zırhını Çıkarma metaforu travma geçmişi olan ve savunmacı ve güvenmeyen kavramsal benliğine bağlanmış yine de ilişkilerinde yakınlığa değer veren danışanlarda özellikle işe yarar. Amaç zırhın artık danışanın üstüne oturmadığını görmesine yardımcı olmaktır.

“Geçmişteki hayatın öyle bir savaşmış ki kendini korumak için güçlü bir zırh giyinmek zorunda kalmışsın gibi görünmüyor mu? Bir şovalye oldun, daima savaştaydın dolayısıyla zırhın her zaman üstündeydi. Zırhında o kadar rahatsın ki sanki bedeninin bir uzantısı gibi oldu ve sanki onu giydiğini unuttun. Ve bu işe yaradı da. Daha fazla incinmeni engelledi. Şimdi hayatına bak. Etrafındaki insanlarla hala savaş halinde misin? Acaba savaş bitmiş olabilir mi, ve sen yine de zırhının içinde duruyorsun gibi? Ne kadar özgürce hareket edebiliyorsun? Zırhın sana gerçek bedeli nedir? Seni incinmekten koruduğu doğru olsa da, zırhın aynı zamanda sarılınmanı, sevilmeni engelliyor olabilir mi? Artık üstüne oturmayan bu zırhı çıkarmak nasıl bir şey olurdu?”

Image

***

Bağlamsal benlik içsel deneyimlerin içeriğini aşan bir benlik algısıdır. Bizim, duygularımız, düşüncelerimiz, duyularımız, anılarımız, hikayelerimiz ve rollerimiz olmadığımız; bunun yerine bunları içeren bir taşıyıcı olduğumuza dair bir kavramdır. Bu şekilde bir benlik algısı ile en iyi şekilde gözlemci perspektifi ile temas ederiz: farkındalığın farkında olmak veya fark etmediklerimizi fark etmek. Bu bakımdan, rahatsız edici veya istenmeyen içsel deneyimlerimize tehdit edici olmayan bir yolla temas edebiliriz. Bu bize değerlerin rehberliğinde eyleme geçmek (value guided actions) için özgürlük ve esneklik verir.

Image

Çeviri: Engin Özçiçek

Image