Kaygılı Bağlanmış

Kaygılı Bağlanmayı Anlamak ve Onunla Çalışmak

Terk edilme korkusu ve öfkeli protesto:

Kaygılı bağlanan danışanları anlamak ve onlarla çalışmak

Linda Cundy

Archie (Kaygılı Bağlanmanın bir Arketipi)

Temel kaygı ve savunma stratejilerinin çeşitliği genel bir örüntü oluştursa da, her birey belli bir ilişkisel çevre ve bağlamda evrilir ve her kişi biricik fanteziler ağacı tarafından, hemen göze çarpan veya çarpmayan yollarla etkilenir. Kaygılı bağlanma ile ilgili bu özellikleri detaylandırırken stereotipleme riskine giriyorum. Arketip açısından düşünmeyi tercih ediyorum, farklı görünüşlerinden anlayabildiğimiz özle dolu bir “saf form” olarak. Bu nedenle sizi Archie ile tanıştırayım.

Archie kaygılı bağlanmanın bir arketipi ve onun özellikleri çalıştığım bir çok hasta ve kişisel olarak tanıdığım birçok kişiden damıttığım özelliklerdir. Archie’nin iç dünyası kaygılı bir aşınma ve sıkıntı ile doludur. Diğer insanlara göre, onun öfke ve üzüntüsü şikayet ettiği olaylara göre orantısızdır. Archie alıngandır. Onun ilişkileri karman çormandır ve arkadaşlarına göre fazla klostrofobiktir, arkadaşlar Archie’nin zaman ve ilgi ihtiyacını fazla taleplar bulurlar. Ondan biraz geri çekildiler mi –belki bir telefona veya mesaja anında cevap vermemek gibi- Archie panikler. Archie reddedilme sinyallerine karşı teyakkuz halindedir. Temas etmek için girişimlerinde ısrarcı olabilir, belki de iletişim yoğunluğunu artırarak, veya öfkeyle geri çekilip başka bir arkadaşla iletişime geçebilir, ona saldırgan kişi hakkında şikayetler tiradı atabilir. Örtük mesaj

“benden uzaklaşma yoksa senin hakkında diğerlerine veya gruba kötü şeyler söylerim.”

dir. Archie aynı zamanda çok ilgili olabilir. Yardımsever olmak hoşuna gidebilir yine de cömertliği intruzif hissettirebilir ve bu, yardım edilen kişiye yardım edilme zorunluluğu iması gibi görünür. Kişiler Archie’nin onlar için yaptıklarını unutur gibi görünürlerse Archie buna içerler.

“Onlar için yaptığım onca şeyden sonra beni partiye davet etmelerini beklerdin değil mi?”

Bu soruya karşı onunla aynı fikirde olmazsanız sizi beddua bekleyebilir. Archie kendine benzer düşünen insanlara ihtiyaç duyar ve farklı perspektiflerle karşılaştığında güçlük çeker. Zorlantılı bakımverme isteğinin yanında, Archie’nin ihtiyaçlarını karşılama stratejisi çaresizliktir. Arkadaşı ile araları bozulduktan sonra, Archie o kadar üzülür ki bisikletini park halindeki araca çarpar ve düşüp kolunu kırar. İnsanlarla karşılaştığında alçının göründüğünden emin olur ama kazadan önce kaba davranan arkadaşının herhangi bir yardım önerisini reddeder. Açıkça alışveriş, yemek yapma veya kırık bir kolla gezmekte zorlanır, diğer yardım etmek isterler ama diğer insanların taraf seçmeleri gereklidir ve olay düşmanlığa dönüşür. Archie eski bir arkadaşı ile arası bozulsa da bu ilişki Archie’nin düşünce ve eylemlerine hükmeder. Archie’nin zihni tekrar eden düşüncelerle doludur ve yoğun duygulara yatkındır ve Archie’nin içinde düşünmek için çok az içsel alan vardır. Archie bilinçli tercih yerine impulsif eyleme daha eğilimlidir. Devamlı olarak çatışmayı körükler, onu hayal kırıklığına uğratan kişiyi cezalandırır. Burada ilginç olan Archie’nin öfkesinin özel bir niteliğidir. Eski arkadaşının her barışma hamlesini reddetmesine rağmen Archie zihninde kindarlığını canlı tutar. Bu Archie’nin ilişkiyi bitirmeye hazır olmadığını ima eder. Bu henüz yas veya umutsuzluğun öfkesi değildir. İkili hoşnutsuzluğun sevgiyle yer değiştirdiği bir dramada bağlanmışlardır ama bağlanma hala canlıdır, hatta belki de daha yoğundur. Bunlar pek de sevilir özellikler değildirler ama unutmamalıyız ki Archie için çocuklukta geliştirdiği bu stratejiler onun işine yaradığı için edinildiler; belli bağlanma figürlerinin dikkatini çekmeyi sağlama almak konusunda etkiliydiler.

Kaygılı tutum… (1) bazen sevgi dolu bazen ihmalkar, tutarsız bakım verme; (2) bakım verenin bağlanan kişiden çok kendi ihtiyaçlarıyla ilgili olan intruzif bakım vermesi; (3) öz-düzenleme becerilerinin edinilmesini köstekleyen bakım verme ve doğrudan veya dolaylı olarak kişinin bağımsız hareket etmesini cezalandırma; (4) bağımsız hareket etme girişimlerine karşı kişinin çaresizliğini, beceriksizliğini veya zayıflığını vurgulayan yorumlar; (5) bağlanma figüründen ayrı iken yaşanan travmatik deneyimler veya istismar; tarafından desteklenir.

Bu tür bir erken çevre çocukları bağımsız olarak hareket etmekten alıkoyar. Kaygılı ve tutarsız annelik çocukları dünyayı keşfetmekten korkar hale getirir. Hayatlarının birçok boyutunu başka insanların yardımıyla yönetmeyi öğrenerek büyürler ve yine de kişilerin tutarsız olmalarını ve onları hayal kırıklığına uğratmalarını beklerler. Archie bir zamanlar arkadaşı olan kişiye öfkelenebildiği sürece asla yalnız değildir.

“Keşifle öz-güven ve göreli otonomi ortaya çıkar.. bu kişinin kendi güçlü ve zayıf yanlarına dayanarak gerçekçi yargılarda bulunmasına yardım eder böylece yardım istemenin ne zaman uygun olduğunu bilebilirler…”

Archie hiçbir zaman güvenli bir limanı içselleştirememiştir dolayısıyla ikilemlerine daha iyi çözümler bulabileceği fırsatları değerlendirebilmeyi asla öğrenememiştir. Narsisistik bir yaranın iyileşebilmesi için dayanıklılık gelişitirememiştir. Asla olaylardan uzaklaşıp farklı açıdan bakamamıştır, bırakın arkadaşının niyetini yanlış okuyup okumadığını düşünsün. Güvenli deneyimleri “iyi nesne” olarak içselleştirmeyi başaramayınca, kendini yatıştırma, kendini tutma ve kendini cesaretlendirme kaynaklarından yoksun kalır. Ne zaman yardım istemenin uygun olduğunu anlayamaz, Archie insanlardan makul olmayan taleplerde bulunmaya devam eder. Ama ilişkisel beslenme sunulduğunda bile, bunu içe almakta, üstüne almakta, sindirmekte ve bununla beslenmekte zorlanır. Bu “güvenli bağlanma deneyimleri” ona kendi içinde bir güvenli alan oluşturmaya yardım etmez. Aldığı bakım ve ilgiyi içselleştirmek yerine neyin eksik olduğna odaklanmaya devam eder. Archie’nin ve diğer kaygılı bağlananların ihtiyaçları doymak bilmez görünür, özellikle ilişkileri tehdit altındayken. Sınırlı kaynaklar için yarışma olduğunda bu kardeş rekabeti şeklini alabilir, kendini iki veya daha fazla çocukla meşgul bulan tutarsız bağlanma figürü bu kıtlık korkusunu kesinlikle destekler. Ötekine dair yoğun kıskançlık avantajlı görünür veya yeterince “açgözlü” olan sevgi ve ilginin aslan payını alacaktır ve bu kıskançlık kardeş ilişkilerine hayat boyu hükmedebilir. Birçok danışanım erken çocukluğa kadar izi sürülebilecek kıskançığın hayaleti ile boğuyor görünüyorlardı. Her vakada, annenin kendi sınırlı kaynakları ve tutarsızlığı kime ilgi göstereceği ile ilgili yarışmanın kökeniydi. Aynı zamanda fark ettim ki, bazı kaygılı bağlanan hastalar, bir kardeşi “kötü nesne” olarak nitelendirerek anneyi kirletecek yıkıcı duygulardan korumak amacıyla içerlemeyi ve suçlamayı kardeşe yöneltiyorlardı. Anne danışanların zihinlerinde saf, mükemmel ve özlem duyulan bir kişi olarak kalmaya devam ediyordu. Buna rağmen Archie, tek çocuktur ve ebeveynlerine karşı duyguları çok daha ambivalandır. Ebeveynlerinden algıladığı başarısızlıklardan dolayı duyduğu öfkeye rağmen, hala sevgi özlemi içindedir ve çoğu davranışının niyeti bu ihtiyacı ebeveynlerine iletmektir. Ama Archie’nin ebeveynleri yıllar önce öldü. Aynı onu hayal kırıklığına uğratan arkadaşı gibi, ebeveynleri zihninde canlı kaldı ve yaşamaya devam ettiler.

Archie’nin özellikle “içsel” annesi ile karmaşık bir ilişkisi varmış gibi görünüyor. Aslında çocukluğa dair yakınlık, eğlence ve sevgi dolu anıları çoğu zaman aklına gelmişti ama annesi sıklıkla depresyondaydı ve bu da onu yatağa bağlıyordu. Küçük oğlu onu neşelendirmeye ve ona bakmaya çalışıyordu ama bu zaman zaman anneyi öfkelendiriyordu böylece anne Archie’ye bağırıp kendi odasının kapısını kilitliyordu. Annesinin farklı farklı imajlarını geliştirmesi şaşırtıcı değildi: seven, onu özel hissettiren anne; kaygılı, muhtaç, depresif ve onu küçümseyerek aşırı telafide bulunan anne; öfkeli, kendini tamamen kapatarak reddedici ve ne olabileceğine dair onu korku içinde bırakan anne. Bu farklı modeller Tuhaf Durum Testinde annesine destek için yaklaşan aynı zamanda aynı anneden sanki bir tehlike kaynağıymış gibi kaçan çocukları andırıyor.

Archie için yeterince tutarlılık vardı, psikopatolojiye sahne oluşturacak kadarsa travma yoktu.

“Kaygılı bağlanma… çocuğun dikkatinin düzenli olarak yetersiz, hasta, aşırı endişeli veya çocuğa karşı yersizce eleştirel olarak tasvir edilebilecek intruzif veya rolleri tersine çeviren ebeynlikle ilişkilidir. Böyle bir ebeveyn-çocuk ilişkisi hayli birbirine geçmiş, yoğun çatışma yüklü, sıklıkla da kafa karıştırıcı ve çelişkili iletişimlerin eşlik ettiği bir ilişkidir. Bu tür etkileşimler çocuğun kendilik algısını, düşünce ve eylemle ilgili otonomisini ciddi olarak riske atar.”

Archie yakın ilişkilerde zorlanır. Sessizce gönül ferahlığı onun için nadir bir durumdur. Gerçek hissetmek için ve ilişkinin gerçek olduğunu hissetmesi için yoğun duygular hissetmelidir. Bir önceki partnerine kara sevdalıdır ve çok dikkatlidir –partneri onu kontrolcü olarak niteleyebilir- her zaman hediye bakımından düşüncelidir ve onu her gün işte ziyaret eder ve eve onunla birlikte döner. Hakaret veya reddedilmeye aşırı duyarlıdır, partnerinin diğerleri ile teması konusunda şüpheli ve kıskançtır. Onun e-maillerini, textlerini ve internet geçmişini kadın eve geç geldiğinde karıştırmıştır. Kadın onu terk etmek için çantalarını topladığında, Archie kalması için yalvarır ve ondan vazgeçerse aşırı dozda ilaç alacağını ima eder. Archie onu asla “aşamamıştır.”

Kaygılı bağlanan hastalarımla ilgili, birçoğu spektrumun ekstrem ucunda olanlar –“hafif borderline”- yıllarca, bazen on yıllarca uzun süreli romantik ilişkiye girmemişlerdir. Kendileri için yakın ilişkilerin ne kadar tehlikeli ve denge bozucu olduğunu keşfetmişlerdir, biriyle yakınlaşırlarsa dengelerini hatta akıl sağlıklarını yitirebileceklerinden korkarlar. Bu bağlanma ve ilgi ihtiyacı ile çelişkili görünebilir, yalnız kalma korkusu. Münzevi hayatlar yaşar gibi görünseler de, iç dünyaları obsesif bir şekilde tutundukları ebeveynlerin, arkadaşların ve eski sevgililerin hayaletleri ile doludur ve gerçek insanlarla gerçek dünyada kurulan gerçek ilişkiler genellikle diğer insanların zihinlerinde var olmaya devam etmelerini garantileyecek kadar çatışmalarla yüklüdür. Tartışmak, içerlemeyi provoke etmek ve suçlamak ilişkilerin hararetini yüksek tutmaya devam eder. Diğer insanların zihninde bir yer edinmeye rağmen, bu sıklıkla provokatif davranışla olur, Archie diğer insanları etkileme kapasitesine pek inanmaz. Ciddiye alınmayacağını düşünür, yine de adaletsizlik olarak algıladığı şeyleri düşünüp durur, ötekilerin sahip olduğu şeylerin ona layık görülmediğine inanır. İlginç bir şekilde kendini bir birey olarak görme algısı zayıf olan bir kişi için, Archie’nin güçlü bir hak görme (entitlement) algısı vardır. Annesinin ihtiyaçlarına bu kadar yakın ilgi göstermiş olarak, özellikle annesinin depresif zamanlarında, belki de biraz ilgi için kendini alacaklı görür veya en azından emeklerinin takdir edilmesini bekler. Bunu egonun veya benliğin savunmacı bir enflasyonu olarak düşünüyorum. Kaygılı bağlanan bireyler otonom bir şekilde işlev göstermekte güçlük çekerler veya kendilerini hayatlarında etkin olarak deneyimlemekte zorlanırlar fakat bu tür bir narsisistik grandiyozite ile kendilerini daha güvende hissediyor olabilirler. Bu sıklıkla hayat hikayelerindeki bir ya da birkaç karakterin “kötü” veya aşağılık olarak adlanrırılması pahasına olur. Benzer şekilde, uzak geçmişteki mutsuz olaylar çok öfkelenilen statatüsüne yükseltilir ve bunlar benliğin yaratılışını tanımlayan, dönüm noktası anlar olurlar. Archie’nin iç dünyasının başka özellikleri kinleri arkasında bırakmakta zorlanmasını da içerir. Geçmiş olaylara dair ruminasyonla boğuşurken, şimdi hakkında düşünmek ve geleceğe bakmak konusunda zihninde az bir yer kalmıştır. Diğer insanların zihinlerine anlam verebilmek onların motivasyonlarını anlamamıza ve davranışlarını tahmin etmemize yardımcı olur, bu şekilde tehdit, fırsat, eylem ve sonuç hakkında gerçekçi değerlendirmeler yapabiliriz. Fakat kaygılı bağlanan birey için, annesel tutarsızlık ve çelişkili mesajlar onu insanların niyetlerini yanlış okumaya karşı incinebilir yapar. Eğer bir komşu kibarsa, komşusunun kendi hayatı olduğunu düşünmeden ondan yardım isteyebilirim diye yorumda bulunabilir, diğer bir değişle talepleri konusunda sınırları olmayabilir. Veya patronundan gelen bir e-postayı eleştirel bulabilir ve öfkelenebilir. Bu impulsla alıngan davranabilir ve yeni bir iş aramaya koyulabilir.

Şükür ki, Archie insanların nasıl çalıştığını öğrenme ihtiyacında olduğunu anlar. Bunu henüz bilmez fakat tutarlı ve gerçekçi bir zihin kuramına sahip değildir. Bir çok kaygılı bağlanan danışanım insanları yanlış anladığının farkındalığını edinir ve anlamlı bir çerçevenin insan davranışı ve insan zihnine anlam verebilmek için onlara yardımcı olabileceğini anlarlar. Bir çoğu psikoloji, psikololojik danışmanlık veya psikoterapi kariyerini seçer. Ötekiler farklı paradigmalara çekilirler; dinler, popüler psikoloji, new age felsefeler, spiritüel eylemler veya astrolojiye. Bu seçimlerle ilgili kişisel olarak ne hissedersem hissedeyim, insan olmanın ne olduğu ile ilgili bir model bulma arzusunu hoş karşılarım.

Bana göre, bağlanma kuramı ile nesne ilişkilerinin bütünleştirilmesi akılcı deneyimleri düşünmek için bir yapı sağlıyor. Archie’ye çok düşkün oldum (veya ona atfedilen hikayeler sahip tüm danışanlara), ama geçmişlerinin ve büyüdükleri bağlamın eksikliklerini tamamen anlayarak deneyimlerinin bunların sonucu olduğunu anlamak çok zaman ve emek aldı. Bu perspektif olmadığı zaman, onları gerçekten zor buldum. Archie’nin iç dünyasını anlamak için yollar bulmanın da ona karşı daha etkin bir psikoterapist olmakta büyük yardımı oldu.

***

Bağlanma temelli psikoterapinin amacı daha fazla güvenlik ve otonomi ise, kaygılı bağlanan danışanlara bu dönüşümü başarmalarında nasıl yardımcı olabiliriz? Bu danışan grubuna özel dokuz terapötik hedefi aşağıda listeledim.

  1. Sağlıklı duygu düzenleme geliştirmek
  2. Düşünmek için alan yaratmak
  3. Kişiler arası ilişkilerde net sınırlar belirlemek
  4. Öz-farkındalığı, danışanın düşüncelerini, impulslarını, duygularını ve davranışlarını gözlemleme kapasitesini desteklemek
  5. Psikolojik zihin ve uyumlu bir zihin modeli geliştirmek
  6. Anlamlı bir narratif kurmak
  7. Daha güçlü bir kendilik ve eylemlilik hissi geliştirmek
  8. Ötekiler için empati ve merhamet kapasitesini güçlendirmek
  9. Yeni bir “iyi nesne”yi içselleştirmek

Çeviri: Engin Özçiçek

Image
%d blogcu bunu beğendi: