Cinsel Terapiye Duygu Odaklı Bir Yaklaşım

Cinsel Terapiye Duygu Odaklı bir Yaklaşım

Sue Johnson

Heiman’ın önerdiği gibi, cinsellik duygu odaklı bir etkileşimdir. Duyguları düzenleme ve ifade etme yollarımız ötekilerle ilişki kurma yollarımızı tayin eder. Böylece duygusal güvenlik fiziksel senkronu şekillendirir ve fiziksel senkron da duygusal güvenliği somutlaştırır. Cinselliğin en temel unsurlarından biri –dokunma- cinselliğin lisanı ile bağlanmanın lisanını birleştirir. Dokunma uyarır, aynı zamanda sakinleştirir ve rahatlatır. Güvenli bağlanmada, cinsel heyecan ve erotizm partnerlerin anbean bağlantıda olmaya açık olmasından ve kendini tam o ana vermesi ile ortaya çıkar. Cinsel keşif uyarılmaya karşı kendini saklamayan ve önlem almayan, uyarılmaya teslim olan ve kendini veren bir partnerle daha mümkündür. Güvenli bağlanma ile partnerler, partnerlerin biri cinsel ihtiyaç ve özlemlerini paylaşma riskini aldığında, kendi veya ötekinin bağlanma ve cinsel zevk hedeflerindeki odak kaymasına, terk edilme veya reddedilme korkusu deneyimlemeden tolerans gösterebilirler. Güvenli partnerler böylece partnerlerinin cinselliğin tutku dolu, duygusal ve fiziksel boyutlarındaki değişimlere esnek bir şekilde tolerans gösterebilirler. Bu uyumun sonucu olarak, güvenli bağlanan partnerler, cinsel alanda bağlanma hissi ve yakınlığa ulaşır, bu da cinsel ilişkiye girmenin ana sebebidir. Buna rağmen cinsel terapi alanında sağlıklı cinselliğin nasıl göründüğü hakkında çokça kafa karışıklığı var. Bu durum cinsel terapi ile çift terapisinin etkili bir şekilde entegre edilmesinin önünü tıkıyor gibi görünüyor.

Bazı yorumcular en işlevsel seksin partnerlerin birbirine bağlı olmadığında, net kişisel sınırları sürdürdüklerinde ve birey olma ve birbirlerinden ayrışma hissi ile ortaya çıktığını öne sürüyorlar. Bu kavramsallaştırma Bowen’ın yıllar önce şizofreniyi aile bağlamında çalışmak için geliştirilen aile terapisi teorisinden geliyor. Kavrama göre, uyarıcı olmak için, kişi duyusal olarak ayrışmış ve farklı olmalıdır. Bu, heyecan verici olanın her zaman değişiklikten ve yabancılıktan çıkmak zorunda olduğu fikriyle bağlantılı. Bu perspektiften hareketle güvenlik arzuyu yok ediyor ve uzun dönemli ilişkilerde cinsel sıkıcılık asıl problem oluyor. Çiftler bu durumda cinsel hayatlarını renklendirmek zorunda kalıyorlar, örneğin yabancıyı, fahişeyi veya aldatan aşığı oynamak sureti ile. Bu sıçrayış zaman zaman tek eşliliğin özünde doğal olmadığı argümanına evriliyor, hatta erotizmi öldürdüğüne. Bu görüşleri destekleyecek araştırmaların sayısı da az.

Amerikadaki en iyi anket araştırmasına göre mutlu ve uzun süreli ilişkide olan çiftler, bağlanmanın olmadığı ve kısa süreli ilişkilere göre daha sık ve daha iyi seks yapıyorlar. Ergenlerde bile, güvenli bağlanmaya yatkın olanlar (başkalarından yardım isteme ve bağ kurmakta güvende hissedenler) güvensiz bağlananlara göre daha az erotofobik cevaplar veriyorlar (örneğin cinsel ipuçlarına karşı daha az olumsuz duygu ve seks esnasında daha olumlu ve tutkulu duygular). Aşk ve sevginin ifadesi aynı zamanda seks yapmanın ana motivasyonlarından biri ve güvenli bağlananlar kısa süreli ilişkiler yerine uzun süreli ilişkilerde seks yapmayı tercih ediyorlar. Yetişkinlikte, güvensiz bağlananlara göre daha pozitif cinsel benlik-şemaları geliştiriylar.

Bağlanma araştırmaları güvenli bağlanmanın cinsel doyumu artırdığı fikrini destekliyor. Bağlanma bakış açısından, üstte belirtildiği gibi, alternatif değişikliği doyuran, uyarılmaya ve performansa odaklanan, heyecan odaklı seks kaçıngan bağlanmanın işlevi gibi görünüyor. Kaçıngan bağlanan aşıklar, yakınlıktan rahatsız olurlar, seks motivasyonlarını uyarılma, stres kontrolü, kendilik imajını geliştirme ve arkadaşlar arasında itibar sahibi olmak olarak değerlendirmeye eğilimlidirler. Aynı zamanda daha seyrek cinsel ilişkiye girdiklerini ve daha az tatmin oldularını söylerler. Güvenli bağlanan bireylerle karşılaştırıldıklarında, kaçıngan bireyler duygusuz ve yaratıcı sekse daha olumlu tutumlar geliştirler ve sarılma gibi bağlanma boyutlarından hoşlanmazlar.

Cinselliğe dar bakış, ön sevişme ve sonraki sevişmeye yer ayırmaz ve genellikle güvenli bağlanma veya zengin bir cinsel hayata yabancı görünür. Eğer duygu danstaki müzik olarak düşünülürse, duygusal bağlanma olmadan yapılan seks müziksiz dansla karşılaştırılabilir. Bağlanma odaklı perspektife göre, duygusal güvenlik, değişiklik ve tanıdık olmamaya nazaran, tutku ve sürekliliği olan uyarılmanın uzun süreli ilişkideki temelidir. Paradoksal olarak, hissedilen güvenlik seksin bir macera olmasına neden olur, burada da risk alma ve keşif gerçekleşebilir. Derin duygusal bağlanma gerçekleştiğinde, temel ötekiliğin farkındalığı ve karşı tarafın bilinemezliğinin nihai boyutu netleşir, böylece keşif kapasitesi sonsuza uzanır. Seks ve bağlanma aynı zamanda doğal yatak arkadaşlarıdır, aynı kimyayı paylaşırlar: İkisi de dopamin ve oksitosinle ilişkilidir. İlginç bir şekilde, araştırmalara göre oksitosin aynı zamanda dopaminle etkileşerek ödül etkisine alışmayı bloke eder. Gillath, Mikulincer, Birnbaum ve Shaver gibi bağlanma araştırmacıları buldular ki, eğer kadın ve erkek bilinçdışı seviyede erotik uyaranla hazırlanırlarsa, o zaman bağlanma tepkileriyle ilgili sorulara da olumlu cevap verirler, örneğin ilişki için fedakarlık yapmak, yakınlık arzusu ve çatışma çözümü için şefkatli yollar bulma yetenekleri gibi. Özellikle kadınlar için, duygusal ve fiziksel güvenlik ve güvenilirlik cinsel uyarılma deneyimi için anahtar bileşenler olduğuna dair kanıtlar vardır. İyi seks için gereken uyumlanmanın ve koordinasyonun boyutları ve kaygının kısıtlayıcı doğası düşünüldüğünde, bunun cinsel doyum için de doğru olması kesinlikle mantıklıdır. Bir çalışmada, prefrontal cortex ve karar vermede etkili olan diğer alanların, subliminal ve açık seçik cinsel baskılara maruz kaldıklarında kadınların beyinlerinde aktifleştikleri görülmüştür. Bu tepki erkeklerde bulunmamıştır. Araştırmacıların önerisi, kadınların doğal olarak şehvet ile güvenlik endişelerini eşleştirdikleridir, ve bu kadınların seks esnasında ne kadar incinebilir oldukları düşünüldüğünde işlevseldir. Çift terapisinde, erkekler partnerlerinden gelen eleştiri ve öfkenin kaygıyı artırdığından ve cinsel tepkilerini ortadan kaldırdığından bahsederler. Klinik durumlarda, kadın ve erkekler, evlilik dışı ilişkilerinin tetikleyicisi olarak, asıl partnerleri ile güvenli bir duygusal ilişkilerinin olmamasını, diğer partnere duyulan şehvetten daha öne koymuşlardır.

Güvensiz bağlanmanın cinsellik üzerindeki etkisi

Güvenli vs güvensiz bağlanma ile karakterize ilişkilerde olanlarda cinsellik farklı şekillerde deneyimlenir, ifade edilir ve eyleme dökülür. Bir çiftin cinsel bağı, güvensizlik kaynağı veya daha güvenli bağın kurulmasını destekleyen bir kaynak olabilir. Bağlanmanın güvensiz formları, duygu düzenleme ve ilişki kurma stratejileri bakımından biricik formları bakımından 50 yıllık araştırma sonucu üç stil olarak sınıflandırılmıştır, yani

“saplantılı kaygılı”, “kayıtsız kaçıngan” ve “korkulu kaçıngan veya dezorganize”

bağlanma.

Kaygılı bağlanma, tutarsız bakım verme bağlamında çocuğun bağlanma sinyallerini bakım verenin dikkatine sunmak için artırmak zorunda olduğu durumda ortaya çıkar, yetişkin ilişkilerde ise partnerden tepki almak ve sevgi kanıtı bulmak için durmaksızın girişimler şeklinde ortaya çıkar.

Örneğin Bruce karısına der ki:

Ne var yani 25 yıldır evliysek? Beni gerçekten sevdiğini nereden bileceğim? Eğer benle günde iki kez sevişirsen ve seni tatmin ettiğimi çoklu orgazmlarla gösterirsen belki inanırım. Partilerde diğer erkeklere bakmanı da istemiyorum.

Terk edilme ve reddedilme duyarlılığı Bruce gibi kaygılı bağlanan bir bireyin cinselliğiinin tüm boyutlarını karmaşık hale getirir. Kaygılı bağlanan kişinin cinsel etkileşimleri “teselli/avuntu seksi” olarak adlandırılabilir çünkü seks çoğu zaman erotizim ve zevkten çok reddedilme korkularının yatıştırılmasıyla ilgilidir.

Kayıtsız kaçıngan bağlanma sevilen kişilerin tepkisiz hatta tehlikeli olduğu durumlarda ortaya çıkar ve böylece bağlanma ihtiyaçları kapanır ve herhangi bir bağlılık şeklinden çekinilir. Yetişkin ilişkilerinde mekanik ve duygusuz seks şeklinde ortaya çıkar.

Örneğin Andrew karısna der ki:

Ne var yani sürekli porno izliyorsam? Bu sadece rahatlamak için. Seviştiğimizde bütün o konuşma, sarılma gibi isteklerini yerine getirmekten daha kolay. Ve ben senden daha yoğun seks istiyorum, daha coşkulu.

Andrew’in seks ile ilgili konuşması uyarılmaya ve özel performans kaygılarına referanslarla dolu. Seks “ateşli” olmalı, karısı “ateşli” kıyafetler giyerek onu tahrik etmeli. Buna “yalıtılmış seks” de denebilir, sevgi ve bağlanmanın cinsel eylemden soyutlandığı.

Korkulu kaçıngan bağlanma stilindeki partnerler genelde bağlanma figürlerince istismara uğramışlardır, ve bu sıklıkla cinsel istismarı da içerir. Bu insanlar için cinsellik; arzu, tehlikeli ve kaotik dünyadan uzak bir güvenlik özlemi, tecavüz ve ihanetle sonuçlanabilecek bağlanmadan korkunun paradoksal bir karışımıdır. Bu bireyler sıklıkla; kaygılı, umutsuzca tutunma ve ayrışma, yatakta ve yatak dışında defansif uzaklaşma arasında dönüp dururlar. DOT bu popülasyona özel terapi çıktısı araştırması olan tek terapidir, ve vaka örnekleri travma yaşayanların alanyazınında bulunabilir.

Genelde, güvensiz bir bağlanmada, cinsel dans kaçınılmaz olarak kişinin kendisinin veya partnerinin kendini koruma stratejilerinden etkilenir, örneğin bağlanma stresini azalmak amacı ile kaygılı bir kovalamaca veya tepkisel bir hissizleşme ile. Bağlanma güvensizliğinde, partnerler her bir partnerin arzu ve uyarılması konusunda gerginlik, başarısızlık ve farklılık yaşarlar. Her çift kaçınılmaz olarak arzu, uyarılma ve orgazm kapasitesi konusunda ilişkileri boyunca iniş çıkışlar yaşar. Bu değişim ve olası hüsranlarla nasıl baş edildiği ve bunların ilişkinin bütünün nasıl etkilediği çiftin bağlanma güvenliğinden etkilenecektir. Arzu, uyarılma, orgazm ve doyum her bir partnerin güvenlik seviyesi ve bununla bağlantılı bağlanma stratejilerinden etkilenecektir.

Belki de bağlanma temelli müdahalenin en güçlü yanı, bu perspektifin ilişkisel ve cinsel sağlık için hem optimum gelişim hem de bozukluk bakımdan bütüncül bir model sunmasıdır. Bu hem çift terapistlerine hem de seks terapistlerine (bu iki rol git gide birbirine bağlanıyor) hem genel ilişki stresini azaltma hem de cinsel semptomları ortadan kaldırma bakımından net bir yol sunuyor.

Çoğu çift için, cinsel sorunlar ilişki bozulduğunda ortaya çıkar ve ilişki düzeldiğinde ortadan kalkar, buna rağmen hem olumlu hem olumsuz cinsel deneyimler güvensiz bağlananlarda, güvenli bağlananlara göre ilişki üzerinde daha fazla etkiye sahiptir. Örneğin kaygılı bağlanan çiftler bu tür cinsel etkileşimleri ilişkinin yaşama gücü ve partnerlerinden ne kadar az veya ne kadar çok değer gördüklerine dair bir barometre olarak kullanırlar. Bazı partnerler içinse cinsellik ve cinsel konular önde ve merkezdedir, ilişkinin genelindeki bir yan durumdansa, daha sistematik ve özenle çalışılmalıdır.

Çeviri: Engin Özçiçek

The Wiley Handbook of Sex Therapy | Wiley
%d blogcu bunu beğendi: