Yüzün Maskesini Çıkarmak

Paul Eckman ve Wallace Friesen

Yüzlere Bakmamak

Çoğu zaman insanlar birbirinin yüzüne bakmadığı için yüz ifadelerini anlamakta sorunlar çıkabilir. Çoğu duygusal yüz ifadesi kısa olduğu için, önemli bir mesajı sıklıkla kaçırabilirsiniz. Bazı yüz ifadeleri aşırı hızlıdır ve mikrosaniyeler içinde gerçekleşirler. Bunlara mikro-ifadeler diyoruz. Çoğu insan bunları görmeyi başaramaz veya önemini kavrayamaz. İlerleyen bölümlerde bu çok hızlı oluşan mikro-ifadelerin kişinin saklamaya çalıştığı duyguları nasıl ortaya çıkarabildiğini göstereceğiz. Daha sık görülen makro-ifadeler bile sadece birkaç saniye sürer. Bir duygunun yüzdeki ifadesinin beş veya on saniye sürmesi nadirdir. Eğer bu olursa, duygu öylesine yoğun olmalıdır ki aynı anda ses ile bağırmak, gülmek, kükremek veya sözlü şekilde ifade edilmesi olasıdır. Kişinin yüzüne bakmıyor olsanız bile, bu yoğun duyguları kaçırmazsınız çünkü bunları duyarsınız. Buna rağmen çok uzun yüz ifadeleri çoğunlukla gerçek duyguların ifadeleri değildir, aksine kişinin duygu göstermeyi abartılı şekilde oynadığı yapmacık ifadelerdir. Gördüğünüzde kişinin oynadığı aşikardır. Bazen kişi oynamıyor da olabilir ancak yapmacık ifadeyi duyguyu sorumluluğunu almadan göstermek için kullanıyordur. Örneğin bir kişiyle kaçamak yapmaya karar verdiğinizi varsayın, ama iş yapmaya gelince öngördüğünüzden daha riskli olduğunu anladınız. Bu durumda yapmacık bir korku ifadesi kullanabilirsiniz. Bu hem nasıl hissettiğinizi göstermenizi sağlar, hem partnerinize mesajı iletmiş olursunuz böylece o da kararsızlığını ifade edebilir; fakat size sempati göstermezse, sizle dalga geçemez çünkü sadece yapmacık bir korku göstermiştiniz.

Image

***

Neden konuşmanın çoğunluğunda karşımızdakinin yüzüne bakmıyor oluruz? Neden tam da duyguyu gösteren bir yüz ifadesi takınacağını sezdiğimizde başka yöne bakarız? Cevap kısmen nezakettir, dik dik bakma diye yetiştirilmek(en azından ABD’de ve diğer bazı kültürlerde). Kişinin bize verip vermediği belirsiz bilgiyi alarak kaba olmak istemeyiz. Ve kendimizi veya konuştuğumuz kişiyi utandırmak istemeyiz. Eğer nasıl hissettiğini bilmemizi isterse, bunu dillendirebilir, öteki türlü geleneğin sınırlarını çiğnemiş oluruz. Birinin yüzünü izlemek yakınlık göstergesidir. Diğer insan halka açık bir işle uğraşarak bize bu izni verirse yüzüne bakabiliriz veya sosyal rolümüz bunu gerektirirse (soruşturmacı, işveren, jüri üyesi, ebeveyn vb) veya karşıdakinin bakışını açıkça yakınlık göstermek amacıyla davet ediyorsak. Gelgelelim bunun başka bir yüzü de var. Olay sadece kibar olmak ve utanmak veya utandırmakla ilgili değil. Ötekinin yüzüne bakmamanın motivasyonu genelde kişinin duygularının bilgisiyle yüklenmek veya bir şey yapmak zorunda kalmak istememektir. Yüzüne bakmayınca bilmeyiz veya bilmiyor gibi davranabiliriz. Dillendirmediği sürece sosyal olarak duygularını umursamak veya bunlara cevap vermek zorunda değilizdir. Öfke veya rahatsızlığı yüzünden okunuyorsa ve bunu görürsek ve o da gördüğümüzü görürse, acaba nedeni ben miyim diye düşünmek zorunda kalabiliriz, değilsek de neden sinirli olduğu öğrenmek zorunda kalabiliriz. Eğer üzüntü gösteriyorsa, onu teselli etmek zorunda veya ona yardım etmek zorunda kalabiliriz; bu korku gösteriyorsa da geçerlidir. Birçok sosyal etkileşimde her bir kişinin en son istediği şey karşısındakinin duyguları ile ilgili sorumluluk almak veya bunlarla uğraşmaktır.

Image

Çeviri: Engin Özçiçek

Image